ETKİLİ EYLEME TEŞEBBÜS TCK (456/6-62)
- KAVGADA KORKUTMAK MAKSADI İLE SİLAH BOŞALTMAK (TCK 466/2) -
SAİR TEHDİDAT (TCK
191/Son) İLE TCK 264/7 MADDESİNDE Kİ SUÇLARININ
KARŞILAŞTIRILMASI:
Sulh Ceza Mahkemesinin görev alanına giren ve
Uygulamada birbirine karıştırılan önemli hususlardan
birisi de sanığın eyleminin TCK 456/4, 61-62 yada TCK
466 veya 191/son maddesi kapsamında kalıp kalmadığı,
diğer bir anlatımla sanığın eyleminin bu maddelerden
hangisi içerisinde değerlendirilmesi gerektiği
konusudur:
Öncelikle Kavga kavramından ne anlaşılmalıdır.
Aslında Yargıtay Ceza Daireleri arasında kişi
sayısı açısından farklı içtihatlar var ise de TCK
466 maddesi açısından Kavga
kavramında en az iki kişinin olması gerektiği kabul
edilmiştir.
Örnek: Olay tarihinde umumi yol
üzerinde sanık ile müştekinin(mağdur)
karşılaştıklarını ve
tartıştığını;tartışmanın büyüyerek kavgaya
dönüşmesi üzerine Sanığın elinde ki av tüfeği
ile 200 m. mesafeden mağdurun üzerine hedef
gözetmeksizin ( yada hedef alarak) ateş ettiğini
farzedelim.
Burada önemli kriter:
1 - Sanığın ateş ettiği mesafe
mağdurun yaralanması için etkili mesafe mi?
2 - Sanığın kullandığı silah
Mağduru bu mesafeden yaralamaya elverişli mi? Bu iki
unsurun belirlenmesi için gerekirse keşif yapılmalı
ancak mutlaka bu işten anlayan bir bilirkişi
dinlenilmelidir.
3 - Sanığın silahını boşalttığı
yada bıçağı çektiği zaman dilimi "Kavga
"unsuru açısından irdelenmelidir. Yani
sanığın silah ile yaptığı atış kavga sırasında
mı ? yoksa kavga bittikten ve herkes dağıldıktan bir
müddet sonra mı ? (Örneğin 15- 20 dakika sonra) yada
sanık müşteki ile karşılaştıktan sonra, hedef
gözetmeksizin ve karşılıklı hiçbir tartışma
ortamına girmeksizin doğrudan mı havaya ateş ettiği
hususları önemlidir.
* Burada ki önemli kriter Kavga ortamının ateş
yapıldığı sırada hala sürüp sürmediği hususudur. Kavga devam ederken
sanığın elinde ki silah ile hedef gözetmeksizin havaya yada mağdurun
üzerine olmamak kaydı ile ateş eder ise Kavgada Korkutmak maksadı ile Silah boşaltma (TCK 466/2) suçu oluşur.
Eğer kavganın bittiği ve herkesin dağıldığı
konusunda şüphe yok ise artık bu aşamadan sonra
kavganın varlığından söz edemeyiz .Dolayısıyla bu
aşamadan sonra ki tüfekle yapılan ateş etme eylemini
Kavga unsuru bulunmadığına göre TCK 191/ son maddesi
kapsamında ki sair Tehdidat olarak kabul etmeli ve
müştekinin şikayetçi olup olmadığı sorulup
şikayetçi ise TCK 119 maddesi gereğince önödeme
ihtarında bulunulmalıdır.
* Kavga olmaksızın ve herhangi bir sözler sarf etmeden
sanığın elinde ki av tüfeği ile ateş etmesi yada
üzerinde taşıdığı bıçağı(korkutmak maksadı ile
olsa bile) göstermesini sair tehdidat olarak
değerlendirmek gerekir. Ancak bu eylemde sanığın
hedef gözetmeksizin ateş etmesi gerekir. Eğer hedef
gözeterek ateş etmiş ise işte burada mesafe önem
kazanmaktadır. Bilirkişi beyanı ve gerekirse keşif
ile yaralamaya etkili mesafe olduğu saptanırsa
sanığın eylemini etkili eyleme tam teşebbüs olarak,
etkili mesafe değil ise Sair tehdidat (TCK 191/son) maddesi içerisinde
değerlendirmek gerekir. * Peki ! sanık elindeki bıçağı hedef gözetmeksizin ve özellikle mağduru hedef almaksızın kavga sırasında çeker ve fırlatırsa yada saplarsa TCK 466/1 mi yoksa TCK 466/2 maddesi kapsamında mı değerlendirmek gerekir. Maalesef ben bu konuda çok kitap karıştırdım ancak
herhangi bir içtihat bulamadım.Benim elimde ki bir davada TCK 466/1 maddesini uyguladım ancak temyiz edilmediği için kesin olarak bir karara varmak mümkün olmadı. Ancak madde metninde "boşaltma "ifadesi kullanıldığı için bu yasa metninin bu lafzı ile bağlı kalınarak ikinci cümlede silah kavramını "ateşli silahlar" ile sınırlı tutup, dar yorumlamak
gerektiği kanaatindeyim. Ancak kişisel olarak ben böyle düşünmüyorum. daha doğrusu yasa metni düzenlenirken teknik açıdan ifadenin yanlış yada yetersiz kullanıldığını düşünüyorum. Eğer ikinci cümle metni " silah boşaltır yada fırlatır veya saplar ise..." şeklinde düzenlenmiş olsa idi bahsettiğim eylemde TCK 466/2'nin uygulanması gerekirdi.
Dolayısıyla bu olayda ikinci cümlede de silah kavramının geniş tutulması, bıçak gibi delici ve kesici aletlerin 1. cümlede olduğu gibi 2. cümlede de uygulanabilir olması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bu yanlışlığın düzeltilmesi de yasama organının yasa metnini yeniden ele alarak değişiklik yaparak düzeltmesine bağlı olduğu kanaatindeyim.
*** Ayrıca TCK 264/7 MADDESİNDE Kİ suç tipi vardır ki yine uygulamada TCK 466/2 maddesi karıştırılmaktadır.
Yargıtay Ceza Kurulunun 24.01.1983 tarih ve 987/7 kararı ile TCK 264/7 maddesinde ki suçun oluşması için,
genel kasıt ögesi ile bağdaşacak bir isteği vurgulayan davaranışların varlığına gerek bulunduğu
,eylemin kendiliğinden kasıt ve amaç dışı oluşabileceğine olanak bulunmadığı ,kavgada korkutmak maksadı
ile ateş etmek suçunun işlenmesi ile TCK.nın 264/7 maddesi kapsamındaki suçun otomatikman varolmayacağı kabul edilmiştir. Bu suçun maddi unsuru:Halk üzerinde korku ve panik yaratacak şekilde
bir kastın bulunması gerekir. Bu haliyle bu maddenin bireysel olaylarda uygulanması mümkün değildir. dolayısıyla TCK 466/2, yada Sair tehdidat suçlarına göre çok daha nitelikli bir suç tipidir.
Sanığın hasımları üzerinde korku ve panik oluşturmasının yanında olayla hiç ilgisinin bulunmadığı halk üzerinde de aynı korku ve paniğin oluşması gerekir. Yargıtay'ın bir içtihadında gece yarısı içki verilmemesine kızan sanıkların
otelin camlarını silahla tarayarak kırması ve bir kaç kişinin yaralanmasına neden olması ve en önemlisi de olayla ilgisinin bulunmadığı otel müşterilerinin de bu olay üzerine otelden kaçışması,dolayısıyla korku ve panik yaratılması olayında TCK 264/7 maddesinde ki suçun varlığı kabul edilmiştir.
|