Aile Mahkemelerinin Kuruluş,
Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun
| Kanun No.
4787 |
Kabul
Tarihi : 9.1.2003 |
Amaç ve kapsam
MADDE 1. — Bu Kanunun amacı, aile mahkemelerinin
kuruluş, görev ve yargılama usullerini düzenlemektir.
Bu Kanun, aile hukukundan doğan dava ve işleri
görmek üzere kurulan aile mahkemelerine dair
hükümleri kapsar.
Aile mahkemelerinin kuruluşu
MADDE 2. — Aile mahkemeleri, Adalet Bakanlığınca
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu
görüşü alınarak her ilde ve merkez nüfusu
yüzbinin üzerindeki her ilçede, tek hâkimli ve asliye
mahkemesi derecesinde olmak üzere kurulur. Aile
mahkemelerinin yargı çevresi, kurulduğu il ve ilçenin
mülkî sınırlarıyla belirlenir. Ancak yargı
çevresi, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca
değiştirilebilir.
Gerektiğinde birinci fıkradaki usule göre bir
yerdeki aile mahkemesinin birden çok dairesi
kurulabilir. Bu durumda daireler numaralandırılır.
Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına
giren dava ve işlere, Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır.
Aile mahkemelerinde bir yazı işleri müdürü ile
yeteri kadar personel bulunur.
Aile mahkemeleri hâkimlerinin nitelikleri ve atanmaları
MADDE 3. — Aile mahkemelerine, atanacakları
bölgeye veya bir alt bölgeye hak kazanmış, adlî
yargıda görevli, evli ve çocuk sahibi, otuz yaşını
doldurmuş ve tercihan aile hukuku alanında lisansüstü
eğitim yapmış olan hâkimler arasından Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulunca atama yapılır.
AİLE MAHKEMELERİNİN GÖREVLERİ
MADDE 4. — Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve
işleri görürler:
1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî
Kanununun İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722
sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve
Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan
doğan dava ve işler,
2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası
Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile
hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma
ve tenfizi,
3. Kanunlarla verilen diğer görevler.
Aile mahkemeleri bünyesinde bulunan uzmanlar
MADDE 5. — Her aile mahkemesine,
1. Davanın esasına girilmeden önce veya davanın
görülmesi sırasında, mahkemece istenen konular
hakkında taraflar arasındaki uyuşmazlık nedenlerine
ilişkin araştırma ve inceleme yapmak ve sonucunu
bildirmek,
2. Mahkemenin gerekli gördüğü hallerde duruşmada
hazır bulunmak, istenilen konularla ilgili çalışmalar
yapmak ve görüş bildirmek,
3. Mahkemece verilecek diğer görevleri yapmak,
Üzere Adalet Bakanlığınca, tercihan; evli ve
çocuk sahibi, otuz yaşını doldurmuş ve aile
sorunları alanında lisansüstü eğitim yapmış
olanlar arasından, birer psikolog, pedagog ve sosyal
çalışmacı atanır.
Bu görevlilerin bulunmaması, iş durumlarının
müsait olmaması veya görevin bunlar tarafından
yapılmasında hukukî veya fiilî herhangi bir engel
bulunması ya da başka bir uzmanlık dalına ihtiyaç
duyulması hallerinde, diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında çalışanlar veya serbest meslek icra
edenlerden yararlanılır.
Bu uzmanlar, 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununda düzenlenen hâkimin reddi
sebeplerine göre reddolunabilir.
Koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler
MADDE 6. — Aile mahkemesi, diğer kanunlardaki
hükümler saklı kalmak üzere görev alanına giren
konularda:
1. Yetişkinler hakkında;
a) Evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri
konusunda eşleri uyararak, gerektiğinde uzlaştırmaya,
b) Ailenin ekonomik varlığının korunması veya
evlilik birliğinden doğan malî yükümlülüklerin
yerine getirilmesine ilişkin gerekli önlemleri almaya,
c) Resmî veya özel sağlık veya sosyal hizmet
kurumlarına, huzur evlerine veya benzeri yerlere
yerleştirmeye,
d) Bir meslek edinme kursuna veya uygun görülecek
bir eğitim kurumuna vermeye,
2. Küçükler hakkında;
a) Bakım ve gözetime yönelik nafaka
yükümlülüğü konusunda gerekli önlemleri almaya,
b) Bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunan
veya manen terk edilmiş halde kalan küçüğü, ana ve
babadan alarak bir aile yanına veya resmî ya da özel
sağlık kurumuna veya eğitimi güç çocuklara mahsus
kuruma yerleştirmeye,
c) Çocuk mallarının yönetimi ve korunmasına
ilişkin önlemleri almaya,
d) Genel ve katma bütçeli daireler, mahallî
idareler, kamu iktisadî teşebbüsleri ve bankalar
tarafından kurulmuş teşekkül, müessese veya
işletmelere veya benzeri işyerlerine yahut meslek
sahibi birinin yanına yerleştirmeye,Karar verebilir.
Aile mahkemesince verilen bu kararların takip ve
yerine getirilmesinde 5 inci maddeye göre atanan
uzmanlardan biri veya birkaçı görevlendirilebilir. Bu
kararlara uyulmaması halinde Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun 113/A maddesi uygulanır.
Usul hükümleri
MADDE 7. — Aile mahkemeleri, önlerine gelen dava
ve işlerin özelliklerine göre, esasa girmeden önce,
aile içindeki karşılıklı sevgi, saygı ve
hoşgörünün korunması bakımından eşlerin ve
çocukların karşı karşıya oldukları sorunları
tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü,
gerektiğinde uzmanlardan da yararlanarak teşvik eder.
Sulh sağlanamadığı takdirde yargılamaya devam
olunarak esas hakkında karar verilir.
Bu Kanunun uygulamasında, vesayet makamı olarak
aile mahkemesince verilen kararlara karşı, Türk
Medenî Kanununun 397 nci maddesinde belirtilen denetim
makamı görevi, varsa bir sonraki numaralı aile
mahkemesince, yoksa o yerdeki asliye hukuk mahkemesince,
asliye mahkemesi derecesinde başka mahkeme yoksa en
yakın yerdeki aile mahkemesi veya 2 nci maddenin ikinci
fıkrasına göre görevlendirilen Asliye Hukuk
Mahkemesince yerine getirilir.
Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak
kaydıyla, bu Kanunda hüküm bulunmayan konularda Türk
Medenî Kanununun aile hukukuna ilişkin usul hükümleri
ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri
uygulanır.
Kadrolar
MADDE 8. — Adalet Bakanlığı taşra
teşkilâtında kullanılmak üzere ekli (1) ve (2)
sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek
13.12.1983 tarihli ve 190 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameye ekli (I) ve (II) sayılı cetvelin ilgili
bölümlerine eklenmiştir.
Değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler
MADDE 9. — 1) 14.1.1998 tarihli ve 4320 sayılı
Ailenin Korunmasına Dair Kanunun 1 inci maddesinin
birinci fıkrasındaki "Sulh Hâkimi" ibaresi
"Aile Mahkemesi Hâkimi" olarak
değiştirilmiştir.
2) 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun 8 inci maddesinin (II) numaralı
bendinin (4) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, (5) numaralı alt bendi yürürlükten
kaldırılmış ve mevcut (6) numaralı alt bendi (5)
numaralı alt bent olarak teselsül ettirilmiştir.
4. Borçlar Kanununun 91, 92 nci maddelerinde mahkeme
veya hâkime verilen işleri,
GEÇİCİ MADDE 1. — Aile mahkemesi kurulan
yerlerde bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde, yargı
çevresi içerisinde ve görev alanına giren
sonuçlanmamış dava ve işler, yetkili ve görevli aile
mahkemesine devredilir. Yürürlük
MADDE 10. — Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 11. —Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu
yürütür.
17/1/2003
|
BOŞANMA
NEDENLERİ GENEL OLARAK AŞAĞIDA GÖSTERİLMİŞTİR:
1-Zina
nedenine dayalı boşanma
a- Evli olmak
b- Cinsel ilişki,
c- Kusurlu olmak,
2-Cana
Kast ve Pek Fena Muamele
3-Cürüm
ve haysiyetsizlik nedeniyle boşanma
a-Yüz Kızartıcı
bir suçun işlenmesi
b-Haysiyetsiz hayat sürmek
4-Akıl
Hastalığına dayalı boşanma
A) Eşlerden
birisinin evlendikten sonra akıl hastası olması ve
Uzman doktor raporuna göre belirlenmesi
B) Hastalığın
tedavisinin mümkün olmaması
C) Hastalığın en
az 3 yıl sürmesi
D) Akıl hastalığı
yüzünden evliliğin diğer eş yönünden çekilmez bir
hal alması gerekir.
Önemli:
Bu davada akıl
hastası olduğu iddiası nedeniyle eşin dava
ehliyetinin olup-olmadığının belirlenmesi için Sulh
Hukuk Mahkemesine müzekkere yazılarak Vasilik
kararının alınması gerekir. Bu süre içinde dava Bekletici
Sorun yapılmalıdır.
5-Terk
nedenine dayalı boşanma(MK-164)
6-Geçimsizlik
nedenine dayalı boşanma(MK 166)
a)MK - 166/1
b)MK -166/2
c)MK - 166/3
(Anlaşmalı Boşanma)
d)MK - 166/ SON
Sevgili
Hukukçular bu sayfada sadece uygulamada en çok
karşılaşılan son iki boşanma nedeni
anlatılacaktır. Diğer Boşanma nedenleri
açıklanmayacaktır.
YENİ
MEDENİ YASASI'NDA
Kİ TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA MADDESİ:
Madde
164.- Eşlerden biri, evlilik
birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine
getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği
veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta
dönmediği takdirde ayrılık, en az
altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve
istem üzerine hâkim tarafından yapılan ihtar
sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma
davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk
etmeye zorlayan veya haklı bir sebep
olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen
eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan
eşin istemi üzerine hâkim, esası incelemeden
yapacağı ihtarda terk eden eşe iki
ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi
hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda
bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla
yapılır.Ancak boşanma davası açmak için
belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe
ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki
ay geçmedikçe dava açılamaz.
|
a Terk mutlak boşanma nedenidir.
a Eşlerden birisi geçerli bir
sebep olmaksızın evini terkeder ve 6 ay süre ile
ayrılır ve evine dönmez ise diğer eş terk nedenine
dayanarak boşanma davası açabilir. Bu süreyi İHTAR
ÖNCESİ ve İHTAR SONRASI süreler olarak ikiye
ayırmak gerekir.(Aşğ.Bkz.)
a Terk için geçerli neden
ilelebet devam edemez ,makul bir süreden sonra haklı
neden kalkar.
a Evi terk eden eş evlilik
birliğini devam ettirmeme kastı altında evi terk
etmelidir.
O halde Eş bu kast altında evi terk eder ise DİĞER
EŞ NE YAPMALI ?
Diğer Eş Eğer samimi olarak evliliğin devamını
istiyor ise hemen ihtar çekmek sureti ile işe
başlamalı.
Pe ki ihtar nedir ve nasıl çekilir? Şekil şartı ve
süre aranır mı ? Evet aranır:
İ H T A R:
* Önemli:İhtar
samimi bir arzunun ürünü olmalıdır. Boşanma
aracı olarak kullanılmamalıdır. Aksi ispat edildiği
takdirde örneğin ihtardan sonra davet eden eşin “eve
döndüğün takdirde seni öldürürüm.” gibi
tehdidin varlığı ispat edilirse bu ihtar
geçersizdir.(Hakimlik Mesleği burada önem
arzetmektedir J )
İHTAR NEDİR?
a İhtar nihai bir karar değildir.
Bu nedenle başlı başına temyiz edilemez. Kesindir.
a Değişik iş defterine kaydı
yapılmalıdır.
a İhtarda harç alınmaz.
a Duruşma yapılmaz.
a İhtar vekile yapılamaz.
a Eş yurt dışına gitmiş ise
yine ihtar istenilen şartlar içerisinde yurt dışına
gönderilmelidir.
a Davacı olan yani ihtar çeken
Eş yurt dışında ve terk eden eş Türkiye ye gelmiş
ise Davacının Yurt dışında daimi işçi olduğu ve
kendi ve terk eden eşin ikametinin orada bulunduğunu
belgelerle ispat eder ise ihtar kararı verilmelidir.
GÖREV:Asliye
Hukuk Mahkemesi
YETKİ: Her
yerden çekilebilir. Çünkü ihtar bir dava değildir.
İHTARDA NELER
BULUNMALIDIR ?
a İhtarda eşin davet edildiği
evin açık adresi mutlaka gösterilmelidir.İ.BK.
a Eşin hangi süre içerisinde
eve döneceği mutlaka gösterilmelidir.
a 2 aylık süre içerisinde eve
dönülmemesi halinde hakkında boşanma davası
açılacağı mutlaka yazılmalıdır.
a Evi tereden eşin eve dönerken
yapacağı,yol ve yeme-içme vb. masrafların miktarı
ihtarda gösterilmelidir.
aÖnemli: Yol gideri
konutta ödemeli olarak gönderilmelidir.
HAKİM İHTAR TALEBİ
ÜZERİNE NE YAPMALIDIR?
a Hakim hiç bir inceleme yapmadan
evrak üzerinde yukarıda ki bütün şartları
araştırıp ihtara karar vermelidir.
a Önemli:İhtardan
önce yada ihtar süresi içerisinde terkeden eş
tarafından açılmış bir tedbir nafakası davası
ihtar süresi içerisinde kabul edilmiş ise ihtar
geçersiz olur.
İHTARDA SÜRE
NEZAMAN İŞLEMEYE BAŞLAR?a Kural olarak süre ihtarın eşe
tebliğ edildiği günden itibaren başlar. Ancak eğer
yol parası ihtardan daha sonra eşe ulaşmış yada bu
paranın alınmasından imtina edilmiş ise artık bu
tarih esas alınmalıdır.
a İhtar tebligat kanununa uygun
yapılmalıdır.
SÜRE NE KADARDIR?
| T e r k T a
r i h i |
İ h t a r T
a r i h i |
D
a v a T a r i h i |
|__________________________|_______________________________|
Dört
ay ( İhtar için
beklenecek süre) İki ay (Dava açmak için beklenecek
süre)
A-İhtar öncesi dört aylık
süre: Terk tarihinden itibaren en az
dört ay geçtikten sonra ihtar çekilmelidir. Bu süre
dolmadan çekilen ihtar geçersizdir. Bu süre ise
beklemek için geçerli olan en az süredir. Hakim
re’sen bu süreyi araştırmalıdır.
a Sürenin belirlenmesine esas
olmak üzere için fiili ayrılığın belirlenmesinde
tanık dinlenmelidir.
a Fiili ayrılık kesintisiz sürmelidir.
Kısa süreli de olsa bir araya gelindiği saptanırsa
ihtar geçersizdir.
a Her bakımdan Bağımsız
Konutun sağlanması gerekir. Bağımsız konuttan ne
anlaşılmalıdır?
a) Sosyal ve ekonomik açıdan
oturulabilecek özellikte bir ev olmalıdır.
(tuvalet,banyo,mutfak vb. olmalı , gerekirse keşif
yapılmalıdır.)
b) Konutun iyi niyet esaslarına göre
seçilmesi gerekir. Yani konutu hazırlayan eş kendi
çalıştığı iş yerinin bulunduğu yerde (şehir)
konutu hazırlamalıdır. Ayrı ayrı şehirlerde ise
kocanın iyi niyetinden söz edilemez. Çünkü evlilikte
asıl olan eşlerin birlikte yaşamalarıdır.
c) Davet edilen evde anne-baba,kardeş davet eden
eşle birlikte kalmamalıdır. Birlikte kalıyor iseler
bağımsız konuttan söz edilemez. Kocanın önceki
eşinden olan çocuğu reşit ve aynı evde kalıyor ise
yine bağımsızlıktan söz edilemez. Ancak çocuk
reşit değil ve babanın bakma sorumluluğu ve
zorunluluğu (yasal olarak) var ise bu durum konutun
bağımsız olmasını etkilemez. Uygulamada anne-baba
aynı apartmanda ancak ayrı dairelerde oturuyor ancak
yemeği düzenli olarak birlikte yiyor ve sadece yatmadan
yatmaya kendi evlerine gidiyor iseler bu konut bu
şartlar halinde bağımsız değildir. İhtarın
geçerli olması için bu şekilde ki aile içi
uygulamadan vazgeçildiği açıkça belirtilmelidir.
Ancak bu durumun ihtardan sonra varlığını ve devam
ettiğini ispat terk eden eşe düşer.
a Terk eden eş yasal süre
içerisinde eve geldiğini ve evin bağımsız
olmadığını yada kapının kapalı olduğunu iddia
ediyor ise bunu ispat etmelidir.
B) İhtar sonrası iki aylık
süre: Davet eden eş ihtarda açıkça belirttiği 2
aylık süre dolduktan sonra davasını açmalıdır. Bu
süre en az olan süredir. Davacının bu süre dolduktan
sonra istediği bir tarihte dava açma hakkı doğar.
a İhtardan sonra söz konusu olan
bu ihtarda bir eksiklik olduğu anlaşılır ise ikinci
ihtarın gönderilmesi için belirlenen sürenin
beklenilmesi gerekir.
a Terk eden eş bu iki aylık süre
içerisinde haklı bir nedeni yada mazereti olduğunu
ispat edemez ve bu süre dolduktan sonra örneğin 65
gün sonra konuta dönerse davacının dava açma
hakkını ortadan kaldırmaz.
a Terke dayalı boşanma davası
her iki eşe de tanınmıştır. Karı da bu nedene
dayalı olarak ihtar gönderip dava açabilir.
a Davada ,herkes genel kural
gereği iddiasını ispat etmek zorundadır.
a Davalı eve dönmemekte haklı
olduğunu ispat etmelidir.  
|