Bir
kişiye yapılan haksızlık bütün topluma
yönelmiş bir tehdittir. Montesqie
Bu sayfada
uygulamada yanlışlığın en fazla
yapıldığı ,Teşebbüs , iştirak ,
teselsül gibi TCK 'nın genel
hükümlerinin uygulandığı Hırsızlık
suçunun Yargıtay içtihatlarına
dayalı özet ve öz halinde
açıklamasına yer verdim. Maalesef
geniş bir alan olduğu için maddelere
göre açıklamam mümkün olmadı .
|
TEŞEBBÜS
A)
EKSİK TEŞEBBÜS:TCK 61
u İcrai hareket başlamakla eksik
teşebbüs başlar,( Örneğin hırsızlık
amacıyla teyp çalmak için otoya girmek gibi)
Suça konu olan malın yerinden kaldırılıp ele
alınması anına kadar devam eder. (Teybin
yuvasından sökülmeden çıkartılması için
uğraşılırken sanığın yakalanması
,mağdurun cebine elini sokup parayı daha
almadan yakalanması gibi). Kısacası eksik
teşebbüste icraî hareket bitirilmemelidir.
u Sanık eşyayı
çalmaktan kendi isteği ile vazgeçer yada
eşyayı bulamaz ise eksik teşebbüs oluşur.
u Sanık çalma eylemini
sürdürürken yakalanırsa eksik teşebbüs
devam eder. Örneğin buğday yüklü olan
traktörden buğdayı aşağıya indirirken
yakalanırsa yani buğday çalma eylemi devam
ediyor ise eksik teşebbüs olur.
B)TAM TEŞEBBÜS: TCK
62
u Malın bulunduğu yerden
ele alınıp kaldırılması ile tam teşebbüs
başlar. Kısacası malın yerinden alınması
gerekir. Daha mal yerinden alınmamış yada hiç
dokunulmamış ise eylemi hiç tartışmadan TCK
61 maddesi uygulanmalıdır.
u Kesintisiz izlenme nedeniyle
sanık yada sanıklar malı hakimiyet alanına
getiremeden yakalanmış ise tam teşebbüs
oluşur.
u İzlenme suçun işlendiği andan
yada işlenmesinden hemen sonra başlayabilir.
Buradaki en önemli ölçü kesintisiz takibin
olmasıdır. Mesafenin yada yerin hiç önemi
yoktur.
u Kesintisiz takip olmaksızın
sanık tesadüfen yakalanmış ise suç
tamamlanmıştır.
TESELSÜL(TCK 80)
u Aynı yerden kısa aralıklarla
birden fazla yapılan hırsızlıkta teselsül
vardır. Buradaki süre makul bir süredir ve
bunu hakim her olayın oluş biçimine ve failin
davranışı,çalınan mala ulaşma kolaylığı
ve TCK 80. Maddede ki unsurlar gözönüne
alınarak değerlendirmelidir. Olayda Makul süre
kabul edilmiyor ise sanığın her hırsızlık
eylemi ayrı bir suç olarak
değerlendirilmelidir. Örneğin 1 aylık süre
makul bir süre değildir. 1hafta ara Yargıtay
tarafından makul bir süre olarak kabul
edilmiştir.
u Eğer sanık çaldığı
eşyaların ayrı ayrı kişilere ait olduğunu
biliyor yada hayatın olağan akışına göre
bilmesi gerektiği kabul ediliyor ise
teselsülden söz etmek mümkün olmadığı gibi
herbir mağdur yönünden ayrı ayrı bağımsız
suç oluşur. Örneğin sınıfta kimse yok iken
sanığın sınıfa girerek 5 ayrı öğrencinin
çantasından eşya çalma eyleminde ,yada gece
yarısı yol üzerinde park halinde duran 5
otodan ayrı ayrı oto teybi çalmak eyleminde
teselsülden sözetmek mümkün değildir. 5
ayrı suç vardır.
u Eğer sanığın çalınan malın
ayrı kişilere ait olduğunu bildiği
kanıtlanamamış ise ( örneğin çoban
nezaretinde otlayan sürü içerisinde ki 5 adet
koyunu çalan sanık bu koyunların sahibinin
ayrı ayrı kişiler olduğunu bilmediğini
söylüyor ve bu savunmasının akside somut ve
kesin olarak ispatlanamamış ise ) bu durumda
sanığın savunmasına itibar edilerek tek bir
suç kabul edilip TCK 80. Madde uygulanmalıdır.
Ayrı ayrı kişilere ait olduğunu bildiği
kabul edilir ise ayrı ayrı suç oluşur.
u 3 adet ankesörlü telefondan
çalınan jetonlarda TCK 80 uygulanır.
u Elektrik hırsızlığında ise
tutanak tutulduktan sonra sanık kaçak elektrik
tüketmeye devam eder ve yeniden ikinci yada
üçüncü bir tutanak daha tutulur ise tek suç
oluşur ve TCK 80 uygulanır.
RIZAİ İADE KOŞULU ( TCK
523)
Temel
koşul:
1- Malın
olduğu gibi (Bozulmadan,değişmeden ve zarara
uğramadan) eksiksiz aynen iadesiyada mağdurun
uğradığı zararın Suç tarihine
göre tamamen nakti olarak tazmin
edilmesi gerekir:
u Eğer sanık malı çalarken
(Örneğin oto teybini çalarken aracın camını
kırmış yada kilidine zarar vermiş ise bu
zarar gözönüne alınmaz .(Yasa maddesi “aldığını
iade ederse”demekle sadece çalınan eşya
ile değeri dar tutmuştur. Yargıtay da bu
görüştedir.(Kanımca bu husus tartışılmalı
ve metin yeniden düzenlenmelidir. Kimi zaman
sanık değeri küçük bir eşya çalmak için
mağdurun eşyasına çok daha büyük zarar
vermekte ve sırf eksik düzenlenen bu yasa
maddesi yüzünden mağdur ikinci defa
“mağdur” edilerek hukuk mahkemesinde
hakkını aramak zorunda bırakılmaktadır.
Sosyal hukuk devleti anlayışı “ Mağdur
zaten mağdurdur”anlayışını kabul etmez ve
etmemelidir.)
2-Yukarıda ki her iki koşulun sanığın
kendi rızası dahilinde olması gerekir:
u Özellikle bu madde uygulamada
çok defa hakimin verdiği kararın bozulmasına
neden olmaktadır.Sanığın iadeyi bizzat
kendisinin yapması şart değildir. Yakınının
zararı tazmin etmesi de yeterlidir.
u Sanığın yada yakınının
zararı tam olarak ödemesi halinde mağdurun
bunu kabul etmemesinin önemi yoktur.TCK 523/1
maddesi uygulanmalıdır.Birden fazla sanık var
ve sadece birisi zararı tazmin etmiş ise
diğerleri de bundan yararlanır.
u Sanık yakalandıktan sonra kendi
isteği ile sakladığı eşyanın yerini
gösterir yada sanığın ikrarı dışında
eşyaların sahibinin bulunması mümkün değil
ve sanığın beyanı ile iade gerçekleşir ise
üzerinden (cebindeki para, kolunda ki
saat,kolye,zincir, bilezik vb )çıkartır ise
maddeden yararlanır.
u Kullanma hırsızlığında ise
tüketilen yakıt bedeli ve var ise yıpranma
payı da tazmin edilmelidir. Aracın salt iadesi
yetmez.
u Bir önemli konu da: TCK 62 yada
61. Maddesinin bulunması halinde TCK 523/1
maddesi uygulanmalı mıdır ? TCK 61 maddesinde
kesinlikle rızai iade hükmü uygulanamaz. 6.C.D
1.12.1994/11648-11614
u Ancak eğer sanığın çaldığı eşya rahatlıkla
kaçarken dahi taşıyabileceği özellikte hafif yada küçük olur
(bilezik, para,sigara, cüzdan,gömlek,saat vb.) ve buna rağmen
taşıma imkanı varken yakalanmamak yada takip edilmemek için atar
ve kaçar ise (TCK 62) (Buradaki kriter her zaman kolay ve
spesifik olmayabilir.) Bunu hakim olayın mahiyeti,mesafe, malın
cinsi, büyüklüğüne vb. göre belirlemelidir. Eğer kesin
bir kanaata varılamamış yada aksi
kanıtlanamamış ise “Şüpheden sanık
yararlanır” ilkesi (can simidi )
düşünülmelidir.
sanıklardan bir kısmı yakalanır , diğerleri
kaçar ve yakalanan sanıklar üzerlerinde ki
eşyaları kendi iradeleri ile verir yada yeri
gösterir, ancak diğer kaçan sanıkların
yanlarında götürdüğü eşyaların iadesi
mümkün olmaz ise yakalanan sanıklar rızai
iade hükümlerinden yararlanamaz.
u Kaçma fırsatı varken sanığın
kaçmaması sonucu mala elkonulur ise rızai iade
koşulu gerçekleşmiştir.
u Elektrik hırsızlığında ise
normal tarife üzerinden hesaplanan(gerekirse ve
mümkünse bilirkişiye hesap ettirilmelidir)
zarar kuruma ödenmelidir. (Yeri gelmişken
açıklama gereği duydum: Eğer sanık
çalışır vaziyette ki sayaçtan geçen
elektriği kullanır ve sadece abone olmadığı
için tutanak tutulur ise suç oluşmaz. Hukuki
uyuşmazlık niteliğindedir. Beraat kararı
verilmelidir. Bu konuda bir çok içtihat
vardır. Elektrik hırsızlığında da çok
hatalar yapılmaktadır. Zaman bulabilir isem bu
konuyu da açıklamak isterim. Bakalım...J )
u Sanık malın bedelinin bir
kısmını iade eder diğer kısmından da
mağdur vazgeçer ise TCK 523/1 uygulanmalıdır.
u Sanığın bilgisi dışında
yakını da,çalınan eşyanın yerini
gösterirse rızaî iadenin varlığı kabul
edilir.
3-İade Kamu davası
açılmadan önce gerçekleşmelidir: Hazırlık
soruşturması aşamasında olmalıdır.
Kısacası Ceza mahkemesi esas defterine
kayıt yapılıp esas numarası verilmeden
önce iade yada tazmin gerçekleşmelidir.
SUÇA İŞTİRAK:
1-ASLİ
İŞTİRAK: Asli iştirakte icra
hareketini yapan fail;yada bu icra hareketini
yapana bu emri kimin verdiği, veya bu eyleme
kimin nasıl yardım ettiği önemlidir. Her
olayda yargıç bu üç unsuru değerlendirmek
zorundadır.
u Eğer malı bizzat yerinden
alan,yada taşıyan,yada engeli(duvar)
aşan,kırma, açma,kesme v.b. zorunlu işlemleri
yapan asli faildir.
u Mal bulunduğu yerden dışarı
çıkartıldıktan sonra önceden belirli bir
anlaşma olmaksızın çalıntı malı taşımak
eyleminde TCK 512 maddesi oluşabilir. Hakim bunu
da olayın mahiyeti ,hakimiyet alanı, mesafe,
zaman aralığı vb. kriterler ile
değerlendirecek tir. Suç işlemeden önce
yapılmış bir anlaşma yada plan var ve bu
şekilde taşıma veya yardım söz konusu ise
asli yada duruma göre fer’i iştirak (TCK
65/2) olabilir.
u Önceden suç işleme kararı
olmayan sanığı hırsızlık suçunu
işlemesi için doğrudan etki eden ve bu
kararın oluşmasını sağlayan sanığın
eylemi azmettirme olup asli iştiraktir.Teşvik
kavramında ise sanığın suç işleme eyleminin
düşünce olarak oluşması ancak teşvik sonucu
tereddütlerin kalkması ve bu düşüncenin
kesinlik kazanmasıdır. Yani teşvikte
sanığın suç işleme kararı
desteklenmektedir.
2-FER’İ İŞTİRAK: Suçun
işlenmesine ikinci derecede katılmaktır. En
yaygın ve tipik çeşidi Gözcülüktür.
Aynı şekilde tezgahtarı lafa tutup
oyalayarak asli failin örneğin bileziği
yada gömleği yerinden almasını
kolaylaştırmak gibi.
u Fail içeri girmeden dışarıya
çıkartılan eşyayı kamyona taşımaya yardım
eder,yada hırsızlık suçunun işlenmesini
kolaylaştırmak için olay yerini görecek
şekilde otomobil içerisinde yada yol üzerinde
, apartman yada dükkan kapısı önünde ,
gözcülük yapmak Fer’i iştiraktir.
u Bina içerisinden yada
kamyondan,trenden atılan eşyayı taşımak
Fer’i iştirak sayılır,
u Sanıkları olay yerine bizzat
kendisinin kullandığı araç ile getirip
araçta bekleyen ve çalıntı malın
yüklenmesinden sonra götüren failin eylemi
fer’i iştiraktir. Ancak Yargıtay bir
kararında buna benzer olayda asli iştirak
olarak kabul etmiştir,
u Asli failin eşyayı çalıp
getirdikten sonra faile teslim
etmesi,onunda(örn. sürüyü)başka yere
götürmesi fer’i iştiraktir.
ÖNEMLİ:Yargıtay
6. Ceza dairesinin son içtihatlarında eğer
sanıklar birlikte hırsızlık suçuna karar
vermişler,birlikte olay yerine gelmişler ve
malı çaldıktan sonra birlikte paylaşmış
iseler sanığın eyleminin TCK 64/1 maddesi
kapsamında kaldığını kabul etmekte ve bu
nedenle bozma kararı vermektedir. sanığın
gözcü olarak suça iştirak ettiğini
savunması nedeniyle TCK 65/3 maddesi gereğince
mahkumiyetine karar verilmesinin
zorlaştığını hatırlatmak istiyorum.
TCK 522. MADDENİN UYGULANMA
ALANI:
ÖNEMLİ:Yargıtay
6.CD. son içtihatlarında eğer çalınan para
döviz yada döviz cinsinden değerlendirilecek
eşya ise suç tarihi itibariyle dövizin Türk
lirası karşılığının merkez Bankasından
sorulmasını istemekte ve bozma nedeni kabul
etmektedir.
u Sanık hakkında TCK 81/1 maddesi
uygulanmış ise TCK 522 lehe uygulanır, TCK
81/2 maddesi uygulanmış ise TCK 522 lehe
uygulanmaz.
u TCK 495-500 maddelerinde yasanın
amir hükmü nedeniyle TCK 522 lehe uygulanmaz.
u TCK 513/2 maddesinde ki suç ile
3091/15-a maddesindeki suç aynı cinsten
olmadığı için TCK 522 Maddenin sanık lehine
uygulanmasında engel yoktur.
u TCK 80. Maddenin uygulandığı
hırsızlık suçlarında TCK 522 maddesi
çalınan toplam mal üzerinden lehe
uygulanabilir.
u Önemli:Eğer hazırlık
aşamasında bilirkişiye yemin verilmeksizin
malın değeri kolluk görevlileri tarafından
belirlenmiş ise bu kıymet takdirine
dayanılarak TCK 522 maddesine göre hüküm
kurulur ise karar bozulur. Bilirkişiye mutlaka
yemin verdirilmelidir.
u Kullanma hırsızlığında
çalınan aracın değeri değil, tüketilen
yakıt ve yıpranma payı esas alınmalıdır.
u Her şeye rağmen malın değeri
tespit edilememiş ise “Şüpheden sanık
yararlanır” ilkesi (can simidiJ )
düşünülmelidir.
u Eğer eylem eksik teşebbüs
aşamasında kalmış ise “Şüpheden sanık
yararlanır” ilkesi gereği TCK 522 pek hafif
olarak uygulanmalıdır.
u Önemli: Eğer sanığın önceki
suçu da aynı neviden olur ve ertelenmiş ise
6.C.D. ne göre TCK 522 lehe uygulanabilir. 8.
C.D. ne göre ise mükerrir sayılır.
u TCK 503 maddesi gereğince dolandırıcılık suçundan sanıklar.......
suça konu dövizlerin suç tarihinde ki merkez bankası efektif alış
kuru üzerinden Türk lirasına çevrilerek aradaki farkın temel ağır
para cezasının tayininde esas alınması gerekirken Ziraat Bankasının
denetime olanak vermeyen ve hangi kur üzerinden bildirildiği belli
olmayan yetersiz cevabının temel ağır para cezası ve TCK 522 maddesi
uygulamasında esas alınması kanuna aykırıdır.
TCK 524. MADDE
uUygulamada hırsızlık
suçlarında gözden kaçan hususlardan birisi de
sanık ile mağdur arasında akrabalık
ilişkisinin bulunup -bulunmadığıdır.
Aşağıda kısaca anlatıldığı üzere sanık
ile mağdur arasında yasanın aradığı
şekilde bir yakınlık var ise mutlaka TCK 524.
Madde göz önüne alınmalıdır. Bu madde de
yasa koyucu, işlenen hırsızlık suçunda :
A)Akrabalığın derecesine göre (1. ,2.
,3. bent) sanığa her durumda ceza verilmeksizin
soruşturma yapılması yasağı ,
B)Yada kamu davası niteliği taşıyan
ve kural olarak şikayete bağlı olmayan
Hırsızlık suçlarında soruş- turmanın
şikayete bağlı olup-olmama koşulunun istisnai
olarak öngörülmüş olması,(son
fıkra,1.cümle)
C)Mağdurun şikayetçi olması halinde
sanığın alacağı cezanın 1/3 oranında
indirilmesi(son fıkra ,ikinci cümle)
gibi üç ayrı istisnai hüküm koymuştur.
Bence de son derece yerinde bir yasa maddesidir.
Zira bu şekilde özellikle Toplumsal kamu
yararı gözetilerek yakın akrabalar arasında
ki sosyal ve hukuki ilişkinin zedelenmemesi ve
korunması sağlanmıştır.
üTCK 524. Maddesi
kapsamında ; Bütün Hırsızlık suçları ,
Hırsızlık malını bilerek satın alma ,TCK
516.maddenin 1.fıkrası , 518,519 ve 521.
Maddelerde ki cürümler değerlendirilmelidir.
ü
Buna göre
Ayrılık kararı verilmiş (M.Y.138)olmayan
karı-koca ,usul-füruu, kayınbaba, kayın
valide, analık, babalık, evlatlık yada aynı
çatı altında yaşayan erkek yada kız kardeş
(sadece ana yada baba bir kardeş de
dahil)aleyhine işlenirse takibat yapılmaz.
üAyrılık kararı
verilmiş olan karı-koca, aynı çatı altında
yaşamayan erkek yada kız kardeş (sadece ana
yada baba bir kardeş de dahil), aynı çatı
altında yaşayan amca,dayı,hala,teyze, yeğen ,
(eşin dedesi , ninesi), baldızı,
kayınbiraderi ,eniştesi , görümcesi
,karı-kocanın önceki eşinden olan torunu
aleyhine işlenirse takibat şikayete
bağlıdır.
Not:Aynı çatında yaşamayan k.birader,baldız
vb. hakkında ki kamu davası şikayete bağlı değildir.
üBu maddede ki istisna
hükmü sadece sanığın kendisi için
geçerlidir. Suç ortaklarına kesinlikle sirayet
etmez.
üSanığın yani
kayınvalide yada Kayınbabanın, Gelin ve damat
aleyhine işlediği suçlarda TCK 524. Madde
hükmü uygulanmaz (Bence tartışılmalı)
Sanığın
Amcasının,dayısının,halasının,teyzesinin
eşi yada çocukları(Kuzenler) aleyhine olarak
işlemesi halinde TCK 524. Maddesinden
yararlanamaz.
Müştemilat: Binayı çepeçevre , aralıksız kuşatan, kapısı bulunan etrafı taş, çit, duvar, tel örgü, tuğla ve benzeri unsurlar çevrilmiş, başkalarının oraya izinsiz girmeyeceği dış dünyadan ayrılmış yerlerdir.
üBir yerin müştemilat olup-olmadığı için keşif yapılacak, bilirkişiye sorulacak ama (Yargıtay uygulamasına göre) çevrilmiş yerde mutlaka kapı veya kapı görevini yapan bir unsurun bulunması gerekir.
YERLEŞİK İÇTİHATLARA
GÖRE HIRSIZLIK SUÇUNA GENEL BAKIŞ:
ğ
1)Olay yeri tespit tutanağında belirtilen ve parmak izi tespiti yapan görevlilerin adlarının ve imzalarının bulunmadığı anlaşıldığından; öncelikle bu konuda suç yerinin incelenmesi raporu tutulup-tutulmadığı araştırılarak varsa getirtilip dosyaya eklenen ekspertiz raporu ile ilişkilendirilerek sonucuna göre delilerin takdiri gedekir,
2)Hükme esas alınan ekspertiz raporu ve dayanağı parmak izi mukayese tablosunun onaysız fotokopi olması bozmayı gerektirmiştir. 6.CD. 31.3.2003
ğSanığın alış-veriş amacıyla
girmiş olduğu marketten (hipermarket)
almış olduğu ürünü kasadan geçirmeden
çıkarken kapıda yada çıkışta alarmın
çalması üzerine yada kesintisiz takip sonucu
yakalanmasından ibaret eylem TCK 491/3 ve 62
kapsamında kabulü gerekir. hatta sanığın
reyondan ürünü alması bile eylemin tam
teşebbüs aşamasında kalması için
yeterlidir.
ğsanığın markete
girdiğinde içeride kimse yok ise (işyeri
sahibi yada markette çalışan işçi) eylemi
TCK 491/3 kapsamında kabul etmek mümkün
değildir, eylemi bu durumda bina dahilinde
hırsızlık olarak kabul edilmelidir. TCK 491/3
için Sanığın müşteri olma sıfatının
kolaylığından faydalanması gerekir.
ğSanığın binaya girmeden
pencereden yada kapıdan elini uzatarak
eşyayı çalması TCK 491/ilk mddesi kapsamında
kalır.
ğDükkan ve kahvehane
gibi yerlerde gündüzleyin yapılan hırsızlık
eylemi TCK 491/4 maddesi kapsamındadır.İ.B.K
ğPlajda ki yada plaj
kabininde ki elbiseden yapılan
hırsızlık eylemi TCK 491/ilk maddesi
kapsamında kalır.
ğYol kenarına park edilen
aracın içerisindeki teyp,teyp
kasedi,şarj dnamosu, bijon anahtarı,
lastik,benzin,akü,cant , cant kapağı
ayna,radyo anteni(telsiz anteni hariç),kriko,sis
lambası , kamyona ait branda, v.b. eşyalar araçta
bulunması mutad eşyalar olup
çalınması halinde TCK 491/2 maddesi
kapsamında kabulü gerekir. Bu tür eylemlerde
en önemli kriter eşyanın araçta bulunması
zorunlu yada alışılmış(mutad) eşya olup -
olmadığıdır. Araç geçici ve kısa bir süre
için park edilmiş(örneğin çalışır durumda
yada anahtar üzerinde olması gibi) ise eylem
TCK 491/ilk olur
Ancak araç bekçi v.b. şekilde gözetim ve
koruma altında ise bu sayılan eşyalar
çalınsa bile TCK 491/ilk kapsamında
değerlendirilmelidir. Bu husus tanık
anlatımları yad keşifle belirlenmelidir.
ğYol kenarındaki kaldırıma park
edilen motorsiklet yada bisiklet gibi
araçların başka bir koruma
alanlarına taşınması mümkün bulunduğundan
çalınması halinde TCK 491/ilk olur, eğer üç
tekerlekli , sepetli motorsiklet ise 491/2 olarak
düşünülebilir.
ğTCK 491/2 nin uygulanması için
çalınan malın cansız olması gerekir,
inek,koyun,hindi,at,köpek v.b hayvanların
sürekli olarak yol kenarına bağlı
bırakılmış olması dahi bu madde kapsamında
değerlendirilemez.ayrıca eşyanın hiç bir
şekilde gözetim yada koruma altına
alınmaması gerekir,
ğBir şeyin adet gereği kamunun
güvencesine bırakılmış olduğunun kabulünde
şüphe var ise ; bu durumda o yörenin örf ve
adetine göre belirlenir ve yöreyi ve örf
adetini iyi bilen mahalli bilirkişi marifeti ile
bu hususun araştırılması gerekir,
ğAraç üzerinde keşif yapma
olanağı yoksa sanık lehine yorum yapılır.
Müşteki aracın kapısını açık unutmuş
fakat kapattığını iddia ediyor, Sanık ise
açık olduğu iddiasındaysa başka da delil de
bulunmadıysa kapının açık olduğu kabul
edilecektir.
ğAraç şehir dışında, ıssız
bir yerde hırsızlığa maruz kalmışsa burada
kamu güvencesi yoktur. İnsanların olduğu
yerde umumun tekafülü vardır. Dolayısıyla bu
yerlerde yapılan hırsızlık 491 /2 değil, 491
/ilk kapsamındadır.
ğKümes hayvanlarının
çalınması 491 / ilk kapsamında kalır.
ğHayvanlar müştekinin
görebileceği yerlerde otluyorsa yada Hayvanlar
bir yere bağlanmak suretiyle otluyorsa veya
Çoban köpeği nezaretindeki hayvanlar 491/ilk
olur.
ğDükkan önünde kurulu
bulunan tezgahtan yapılan hırsızlık
eylemi TCK 491/ilk olur.
ğSanık dükkanda sahibi
bulunmadığı sırada müşteri sıfatı ile
girmiş olsa dahi içeri girer ve hırsızılık
yaparsa , olayın güzdü yada gece olmasına
göre TCK 491/4 yada TCK 492/1 olur.
ğYol üzerinde ki Telefon
kabininden jeton çalınması eylemi TCK
491/ilk olur
ğİşyerlerinde reklam amacıyla
öne konulmuş malları çalmak 491/ilk olur.
ğKap-kaç suretiyle müştekinin
yed'inde taşıdığı çantasının
çalınması. (Yolda giden bir kimsenin
çantasını alıp kaçmak fiili 491/ilk'e girer.
Herhangi bir direnme olmuş ve fail
etkili eylemde bulunmuşsa, fiil artık
hırsızlık değil gasp suçudur. Dava eğer
hırsızlıktan açılmışsa görevsizlik
kararı verilecektir.)
ğSanığın elçabukluğu
kullanmak
suretiyle mağdurun vücuduna doğrudan bağlı
olan elbise yada omuz -sırt çantası gibi bir
eşyasından hırsızlık yapmış ise eylem TCK
492/7 olur ancak çalınan ürün el
çabukluğuna gerek olmadan örneğin sırt
çantasının cebi(gözü) açık iken ve
rahatlıkla alınabiliyor ise eylemi TCK 491/ilk
olarak değerlendirmek gerekir, bu husus
önemlidir ve hakım mutlaka sanıktan ve
mağdurdan yada tanıklardan somut ve
ayrıntılı olarak örneğin çanta cebinin
fermuarı var ise açık olup-olmadığı
sorulmalı, TCK 492/7 için mağdurun mutlaka
şuurunun açık olması gerekir, sarhoş yada
uykulu,baygın ise eylem TCK 492/7 değil TCK
491/ilk olur, kısacası hakim eylemin
işlenmesinde el çabukluğu yada özel maharet
gerektirip-gerektirmediğin araştırmalı ve
gerekçeli kararında mutlaka tartışmalıdır.
ğSanığın çalmış olduğu
cüzdan içerisinden çıkan kredi kartı ile
değişik yerlerden alış-veriş yapması
eyleminin TCK 504/3 maddesi kapsamında
kalıp-kalmadığının değerlendirilmesi Ağır
Ceza Mahkemesine ait olduğundan , Sulh Ceza
Mahkemesi tarafından TCK 491/3 maddesi uyarınca
hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı
verilmesi bozma nedenidir.
ğKredi kartı
sahibinin kartının kaybolduğunu ilgili bankaya
bildirip-bildirmediği araştırılarak
,alış-verişin bildirimden önce
yapıldığının tespiti halinde eylemin TCK
504/3, sonra yapılması halinde ise Garanti
Bankasının özel kuruluş olması karşısında
TCK 503/1 maddesine uygun suçu oluşturur.
ğ Son CGK kararı ve daire
uygulamalarına göre ,Sanığın haksız
olarak ele geçirdiği bir başkasına ait kart
ve şifreyi kullanarak bir bankanın iki farklı
şubesindeki ATM makinesinden
para çekip hukuka aykırı
yarar sağlaması eylemi, TCK.nın 493/2. madde
ve fıkrasındaki suçu değil aynı yasanın
525/b-2. madde ve fıkrasında düzenlenen,
bilgileri otomatik işleme tabi tutulmuş bir
sistemi kullanarak hukuka aykırı yarar
sağlamak suçunu oluşturur.
ğOtomobil ve benzerlerinin imalat
teknikleri itibariyle orjinal camları
yerleşik içtihatlara göre sağlam ve muhkem
kabul edilmektedir. ( Bu nedenle TCK 493/1
maddesi gereğince işlem yapılabilmesi için
mutlaka araç üzerinde keşif yapılmalı ve
camın orjinal olup-olmadığı
araştırılmalıdır; eğer araç bulunamamış
ise sanık lehine yorum yapılarak TCK 491/4
;491/2 yada 492/1 maddeleri düşünülmeledir.
cam orjinal değil ise uzman bilirkişi (polis
memurunun uzman bilirkişi kabul edilmediğine
ilişkin içtihatlar vardır.) marifeti ile
camın sağlamlığı, kalınlığı ,
kullanılan katkı malzemesi vb. üzerinde
durularak muhkemlik hususu mutlaka
tartışılmalıdır. bu ayrıntı önemlidir.
çünkü sanık muhkemlik olgusuna göre 3 yıl
ceza alabileceği gibi [genellikle 647/4-6 nın
uygulanması mümkün olmamaktadır] 1 yıl da
ceza alabilir.)
ğSanık kullandığı sair
aletle örneğin tornavida,tel vb aletle aracın
muhkem olmak kaydı ile kapı kilidini , camı
açarak içeriden hırsızlık yapmış ise
örneğin oto teyibini çalmış ise eylem TCK
493/1 olur, aynı aletle örneğin tornavida yada
teli anahtar gibi kullanıp , aracı
çalıştırıp çalmış ise eylem TCK 493/2
olur, eğer kapı açık ise ve çalınan eşya
araçta bulunması gereken mutad eşyalardan ise
diğer şartlara göre TCK 491/2 yada TCK 491/ilk
düşünülebilir. (Yukarıda anlatıldı.)
ğSanığın , mağdurun evine
girerek (haksız elde ettiği) çaldığı
anahtarla dışarıda ki aracını
çalıştırıp çalması eylemi TCK 493/2
kapsamında kalır, eğer aynı zamanda sanık
eve girdiğinde örneğin cep telefonu, zinet
eşyası hatta sigara çalmış ise eylem TCK
493/2 ve 80. maddeler uygulanmalıdır.
ELEKTRİK ve SU HIRSIZLIĞI (TCK
491/ilk-492/2)
ğSanığın çalışır durumda ki
sayaca herhangi bir müdahalesi olmadan ve
sayaçtan geçen elektrik yada suyu tüketiyor
ancak sadece abone olmamış ise eylem suç
oluşturmaz, hukuki uyuşmazlık
niteliğindendir, ancak kesin olarak tutanak
mümzilerinden sayacın çalışıp
çalışmadığı, elektrik yada suyun sayaçtan
geçip geçmediği mutlaka sorulmalıdır.
tutanaktaki bilgilerle yetinilmemelidir.
ğSanığın idarece mühürlenmiş
sayacı olmaksızın doğrudan ana hattan yani
kendisine tahsis edilmemiş olan yol üzerinde ki
hatta kanca atmak suretiyle elektrik yada su
kullanması TCK 491/ilk kapsamında
basit hırsızlık suçunu oluşturur. Kendisine
tahsis edilmiş hattan almış ise durum
farklıdır. (Aşğ. bkz)
Suç tarihi itibariyle sayaç
mühürlü değil ise eylem TCK 491/ ilk olur.
TCK 492/2 nin unsurları:
1-Başvuru üzerine idarece bağımsız
bir sayaç takılmalı
2-Bu sayaç resmi organlar
tarafından mühürlenerek koruma altına
alınmalıdır. kısacası suç tarihi itibariyle
mutlaka sayaç mühürlü olmalıdır. Bu husus
ise Elektrik idaresinden suç tarihi itibariyle
mühürlü olup-olmadığı sorulması ve gelen
yazıya göre mühürlendiği ifade edilmiş ise
bu yeterlidir. yanlız üretim sırasında
vurulan bakanlık mührünün hiç bir önemi
yoktur ve elektrik idaresinin mührü ile
karıştırılmamalıdır.
3- Eylem sayacın devre dışı bırakılması
suretiyle işlenmesi gerekir. Sayaç nasıl devre
dışı bırakılabilir ?
a-Doğrudan sayaca müdahale
edilerek bir cisimle diskin dönmesini
engellemek, gerilim kancasını düşürmek,
kofradan linyeye atlatmak,kablonun uçlarının
ters bağlanması suretiyle nötr kesmek , filim
şeridi veya mıknatıs kullanmak, mandalı
düşürmek vb. mühürlü olün sayaca müdahale
etmek suretiyle işlenebileceği gibi,
b-Sayaç üzerinde oynama
yapmadan dam direği de olsa kendisine
ayrılan bağımsız hattan mühürlü sayacı
devre dışı bırakmak suretiyle(bypass) ek
kablo ile kaçak elektrik tüketiminde bulunması
TCK 492/2 maddesi kapsamındadır. Yargıtayın
son içtihatları bu doğrultudadır.
ğEğer sanık sayacın sadece
mührünü sökmüş ise eylem TCK 274/1 olur,
dolayısıyla uygulamada sık sık TCK 492/2 den
dava açılıp eylemin TCK 274 maddesinde ki
mühür fekki suçuna dönüştüğü
görülmektedir.
ğSanık hem mührü bozmuş hem de
sayacı devre dışı bırakmış ise TCK 79
maddesi gereğince sadece 492/2 den mahkum
edilmelidir. Ayrıca TCK 274 uygulanamaz.
ğİki tutanak arasında zaman
dilimi az ise eylem TCK 80 ,eğer fazla ise TCK
71 düşünülmeldir.
ğTCK 522 maddesi
suç tarihinde ki normal tarifeye
göre belirlenen değer üzerinden hesap
edilmelidir. Uygulamada bu değer elektrik
idaresinden sorulmaktadır, ancak bu ise bozma
nedeni olabilir, eğer idareden gelen değer suç
tarihi itibariyle pek hafif ise sanık lehine
olduğu için itibar edilebilir (yargıtay'dan
geçen kararlarım vardır.) ancak hafif yada
daha üstü bir değer taşıyor ise uzman
bilirkişi marifeti ile zarar-ziyan
belirlenmelidir. zarar konusunda şüphe var ise
keşif yapılıp kullanılan lamba ve elektronik
eşyaların sayısı uzman bilirkişi marifeti
ile ortalama tüketim miktarı belirlenmelidir.
(Hakim , eğer hükmün sonucuna etkisi olacak ve
kanaatini pekiştirecek ise keşif yapmaktan
kaçınmamalıdır. Çoğu kez gözden kaçan
bazı ayrıntıların keşif yerinde
farkedildiği unutulmamalıdır. )
ğSanık hakkında dava açılmadan
önce bu zarar giderilmiş ise TCK 523/1
uygulanmalıdır, bu hususta elektrik idaresinden
sorulmalıdır yada sanığın makbuzla
belgelendirmesi gerekir.
ğ Uygulamada karşılaşılan bir
sorun da: sanığın suç tarihinde o işyeri
yada konutta oturmadığı iddiasıdır, bu
durumda varsa kira kontratosu istenmeli
,kiralayan yada bina sahibi dinlenmeli gerekirse
olay yerinde keşif yapılıp komşular tanık
sıfatıyla dinlenip suç tarihinde kimin
oturduğu detaylı bir şekilde
araştırılmalıdır, ancak her şeye rağmen
sanığın oturduğu ve kullandığı
anlaşılamıyor ise beraat hükmü bu durumda
düşünülmelidir.
Sonuç olarak: Bu tür suçların
, basite almamakla birlikte yüz kızartıcı ve
adli sicil kaydından silinemeyen suç tipi
olduğu bu nedenle üzerinde özenle durulması
gerektiği unutulmamalıdır.
|