Sevgili hukukçular!
meslek hayatımız içerisinde,bazen iyiniyetli bazende
yargılamayı uzatmaya yönelik olarak duruşma
sırasında veya duruşma harici olarak tarafların veya
vekillerin hakimle tartışması gibi durumlarda
karşılaşılan usuli işlem yada sorunlardan biriside
reddi hakim talebidir.
Bu durumda hakim ne yapmalı ? bir şey yokmuş gibi
yargılamaya devam mı etmeli yoksa davadan hemen el mi
çekmeli ? işte kısa ve öz olarak bu konuyu
açıklamaya çalıştım, yararlı olması dileği ile ...
Dilekçe
ve şekil şartı: bReddi hakim talebi dilekçe ile
olur. Bu geçerlilik şartıdır.ancak örneğin
bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise bu dlekçede de
reddi hakim talebinde bulnulabilir. Duruşmada sözlü
yapılır ise mahkeme hakimi talep eden tarafa dilekçe
ibraz etmesi için süre verir.
b Vekilin talepte bulunabilmesi
için hakimin reddi konusunun vekaletnamede açıkça
yazılı olması gerekir.
b Dilekçede hakimin isminin
yazılmazı gerekir. Aksi durumda işleme konulmaz.
SÜRE
b Süre:Hakimin reddi
talebi nihai karar verilene kadar yapılır.
b Dava açılmadan önce ki
ret talebi her türlü itiraz ve savunmadan önce
yapılmalıdır. Dava dilekçesinde talp edebilir.
b Ret sebebi yargılama
sırasında öğrenilmiş ise bu durumda usule ilişkin
yeni bir işlem yapılmadan önce derhal ret talebinde
bulunulmalıdır.
b Dilekçe ret istenilen mahkemeye
sunulur. Ret dilekçesini alan mahkeme yazı işleri
müdürü dilekçenin bir suretini karşı tarafa tebliğ
eder.
b Reddi istenilen hakim iki
tarafın da dilekçesini inceledikten sonra talebi kabul
eder ise bu durum tutanağa yazılır ve artık hakim bu
davaya bakamaz.
b Reddedilen hakim bu ret talebini
kendisi inceleyemez.
b Ret talebi üzerine Yazı
İşleri Müdürü ret edilen mahkemeden başka aynı
birden fazla mahkeme var ise ret dilekçesini var ise
karşı tarafın cevap dilekçesinin ve reddi istenen
hakimin cevabını hep birlikte inceleyecek olan hakime
verir.
Ret talebini hangi
hakim inceleyecektir ?
bRet talebini inceleyecek hakim
reddi istenen hakimin aynı derecede (Refiki) olan diğer
hakimdir.Yani :
| Sulh hukuk « Sulh ceza Hakimi « Trafik Hakimi Asliye Hukuk « Asliye Ceza « Kadastro « İcra Hakimi gibi,
|
| RET
TALEBİNİN İNCELENMESİ USULÜ |
b Ret talebi evrak üzerinde de
incelenebilir ya da duruşmalı da yapılabilir . Bu
inceleyen hakimin takdirine bağlıdır.
b Yemin teklif edilemez.
b Talep olursa yada gerekli
görülür ise tanık dinlenebilir
b Ret sebebi belgeye dayanıyor
ise hakim bu belgeyi mutlaka incelemek zorundadır.
b Hakim karar vermeden önce reddi
istenilen hakimin görüşünü de yazılı olarak
isteyebilir.
Ret talebinin reddi:
bEğer ret talebi usulüne uygun
yada süresinde yapılmamış ise hakim talebi usulden
reddeder. Ve talep eden taraf (md 36-4) gereğince
para cezasına mahkum edilemez.
bAncak ret esastan dolayı verilir
ise (md 36-lV) gereğince para cezasına mahkum edilir.
bRet talebinin reddi kararı temyiz
edilebilir. Ancak karar düzeltme yoluna gidilemez.
Ret talebinin
Kabulü:
Ret talebini yerinde
görür ise hakim talebin kabulüne karar verir, bu karar
temyiz edilebilir mi?
Hakimin
reddedilmesinin sonuçları:
bRet talebinden önceki işlemler
geçirlidir. Ancak sonra yapılan işlemler geçerli
değildir.
b Ret talebi kabul edildiği
takdirde Merci Tayinine gidilir.
b Karar kesinleşene kadar
reddedilen hakim bu davaya bakamaz . Acele işler
hariçtir.(m 36-III)
b O yerde aynı yetkiye sahip birden fazla
hakim var ise dosyanın hangi hakime gönderileceği
nöbetçi hakim tarafından belirlenir.
b O yerde aynı yetkiye sahip
birden fazla hakim yok ise dosyanın hangi hakime
gönderileceği Yargıtay tarafından belirlenir. Ancak
uygulamada O yer Adalet Komisyonu başkanı tarafından
merci tayinine karar verilmektedir.
PARA CEZASININ MİKTARI VE
NİTELİĞİ
b HUMK.nun 2494 say Kanunla değişik 36/4.
maddesi; reddi hakim talebinin merci tarafından
reddedilmesi halinde, red talebinde bulunanların
herbirinden 1000 TL.dan 10.000 TL.na kadar para cezası
alınacağını, ayrıca birden çok hakimin birarada
reddedilmesi halinde para cezasının üst sınırının
uygulanacağını amirdir. 14.12.1988 günü
yürürlüğe giren 3506 sayılı Kanunla getirilen ek I.
madde bu miktarı üç katına çıkarmış , ek 2. madde
ile de ek I. madde kapsamına giren para cezalarındaki
artışlar memur maaş katsayısına bağlanmıştır.
12.12.1989 gününde yürürlüğe giren 3592 sayılı
Kanunla da TCK.'na 3506 sayılı Kanunla eklenen ek 2.
maddede belirlenen 30 puan, 75 puan olarak
değiştirilmiştir. Ayrıca, 3506 sayılı Kanunun 2.
maddesi ile TCK.nun 24. maddesindeki hafif para
cezasının alt sınırı 5000 TL. olarak tesbit
edildiğinden, esasen hafif olan HUMK.nun 36/4.
maddesinde yazılı para cezasının da alt sınırının
5000 TL., üst sınırının 30.000 TL. olduğunun
kabulü gerekir. Anılan madde hükümleri gözönünde
tutulduğunda, 1993 yılı için HUMK.nun 36/4.
maddesinde yazılı para cezasının alt sınırı 40.000
TL., üst sınırı ise 240.000 TL. olarak
hesaplanacağına ve bir hakimin reddi söz konusu
olduğuna göre 900.000 TL. para cezası hükmedilmesi
doğru değildir.
bBu hesaplamaya
göre 4421 sk. göz önüne alındığında 2002 yılı
için bu cezanın alt sınırı 54.526.024.TL
Hafif Para Cezasıdır.
b Hakimin reddi isteminin
reddedilmesi halinde, para cezasının, bu talebi
müvekkilleri nam ve hesabına yapmış bulunan vekile
yükletilmesi doğru değildir.
İÇTİHATLAR:
b Dosya, İskilip Asliye Hukuk Mahkemesi'nin
1994/291 esas sayılı dosyasında, ara kararı ile
Yargıtay'a intikal ettirilmiştir. Tapu iptali konulu
dava, Bayat Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 1977/190 esasında
yürütülmekte iken, davayı yürüten yargıç 4.6.1984
günlü Yazı İşleri Müdürlüğüne hitaben
düzenlediği dilekçe ile dosyaya katılan kişiyi
tutukladığını, HUMY. m. 29/6 uyarınca davadan
çekildiğini bildirmiştir. Dosyanın intikal
ettirildiği İskilip Asliye Hukuk Hâkimi, Değişik
İş 1984/55 sayılı ve 26.6.1984 tarihli kararı ile
Bayat Hâkimi ( H.B. )'nin, HUMY. 29/6 uyarınca
çekilmesinin yerinde olduğuna; davaya bakacak merci
olarak İskilip Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tayinine karar
vermiş, bu karar uyarınca dava Iskilip Asliye Hukuk
Mahkemesi'nde 1984/315 esasına kaydedilmiştir. Davanın
sonuçlanması ve Yargıtay'a intikalinde, Yargıtay
Sekizinci Hukuk Dairesi 28.6.1994 gün, 1993/3558 E.,
1994/8857 K. sayı ile; "... merci tayini yetkisi
Yargıtay'a ait bir iştir. Çekilme üzerine bu işlemin
yerinde olup olmadığını inceleyen hâkimin yetkili
mahkemeyi ayrıca belirleme yetkisi bulunmamaktadır.
Mahkemenin emredici nitelikte bulunan bu usul kuralını
dikkate almaksızın yetkisiz yerel mahkemenin kendisini
merci tayin edip, uyuşmazlığa bakıp
sonuçlandırması yasaya aykırıdır..."
gerekçesi ile bozmuş, bozmaya uyulup dosya Yargıtay'a
gönderilmiştir. On yılı aşan süre içinde, Bayat'ta
davaya bakacak hâkimlerin değişmesi nedeniyle olayda,
HUMY. m. 25/I anlamında "fiili veya hukuki"
bir engel bulunmaktadır. Davanın Bayat Asliye Hukuk
Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması
gerekmektedir. SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle
HUMY.nın 25. maddesi gereğince Bayat Asliye Hukuk
Mahkemesi'nin merci tayinine, 18.9.1995 günü oybirliği
ile karar verildi.
b Davalı ve
vekili, davaya bakan hakimi 24.4.1992 günlü
dilekçelerinde yazılı nedenlerle davadan çekinmeye
davet etmişlerdir. Hakimi çekinmeye davetin, hakimi ret
anlamında olduğu tartışmasızdır. Ne var ki,
duruşma hakimi 23.6.1992 günlü oturumda çekinme
isteğinde gösterilen sebeplerin HUMY. nın 28 ve 29.
maddelerine uygun bulunmadığını; ancak, davalı
tarafın güven duymayacağı bir karar vermektense
çekinmeyi kabul etmiştir. Bu durumda, öncelikle
çekinmenin yerinde olup olmadığı merciince incelenir.
Çekinme kabul edilmediği takdirde, o zaman hakimin
davaya bakması zorunlu hale geleceğinden, red sebepleri
ancak bu halde inceleme konusu yapılabilir. Mahkemece
oluşturulan kararda hakimin çekinmesine ilişkin
kararın incelenmediği ve bu yönde olumlu veya olumsuz
bir karar verilmediği gözlenmiştir. Değinilen yön
gözetilmeden hüküm kurulamaz.
bReddedilen hakim
tarafından, red talebinin reddinden sonra yargılama
prosedürüne uyulmasa bile davanın esası hakkında
karar verilmiş olmakla; daha sonra dosyaya tekrar el
konularak, reddi hakim isteminin incelenmesi için
dosyanın Yazı İşleri Müdürlüğüne gönderilmesi
usulsüz olduğu gibi, dosya kendisine gönderilen refik
hakimin de, nihai hüküm tarihinden sonra talebinin
esasını inceleyip sonuçlandıran kararı yok
hükmündedir.
bDavalı; önce
yargılamanın 9. celsesinde davaya bakan hâkimi red
etmiş, red isteği yetkili hâkim tarafından incelenip
yerinde bulunmayarak red edilmiş, bu karar Dördüncü
Hukuk Dairesi'nce onanmıştır. Daha sonra davanın
esasına bakan hâkim, yapılan keşfi müteakip davalı
tarafından yeniden red edilmiş, bu istek, red edilen ve
davaya bakan hâkim tarafından, davayı sürüncemede
bırakma amacıyla red isteğinde bulunulduğu
gerekçesiyle red edildikten sonra esas hakkında karar
verilmiş; temyiz yoluna başvurulması üzerine sonraki
red isteğinin öncekinden farklı olduğu, bu durum
karşısında red isteği hakkında merciince bir karar
verilmeden davaya bakılmaya devam olunamayacağı
gerekçesiyle karar bozulmuş mahkeme red isteğinde
davayı uzatmak amacıyla bulunulmuşsa reddi istenilen
davaya bakan hâkimin bu isteği geri çevirebileceği
gerekçesiyle direnmiştir. Hukuk genel Kurulu'nda
yapılan görüşmelerde öncelikle hâkimin özel
Daire'nin yukarıda açıklanan nitelikteki kararına
karşı direnebilip direnemeyeceği tartışılmıştır.
HUMK.nun 35.maddesinin 3 sayılı bendin red isteminin
davayı uzatmak amacıyla yapıldığının açıkça
anlaşılması halinde red isteğinin reddedilen hâkimin
kendisi tarafından geri çevrilmesine karar
verilebileceğini öngörmüş ve bu kararlar aleyhine
esas hükümle birlikte temyiz yoluna
başvurulabileceğini hükme bağlamıştır. Usulün 36.
maddesi ise ret isteğinin merci tarafından incelenmesi
usulünü düzenlemiş ve 36/A maddesinin 2. fıkrası da
merci kararının temyizi halinde Özel Dairenin bu
konudaki kararlarına uymak zorunluluğunu getirmiştir.
Bu zorunluluk getirilen düzenleme itibariyle 35.
maddedeki hali kapsamadığı gibi; yasa koyucunun
amacından hareket olunduğunda da aynı sonuca varmak
gerekir; şu husus da belirtilmelidir ki az önce
açıklanan gerekçeler karşında usulde boşluk
bulunduğu düşüncesiyle benzetme yolu ile aksi sonucu
benimsemek mümkün görülmemiştir. Bu nedenlerle
mahali mahkemenin önceki kararda direnebileceği
sonucuna ikinci görüşmede salt çoğunlukta
varıldıktan sonra diğer yönlerin incelenmesine
geçilmiştir. Özel Daire red sebeplerinin mahiyetini
incelemiş bulunduğundan Hukuk Genel Kurulu'nda bu
yönden de inceleme yapılmıştır: Gerçekten sonradan
ileri sürülen nedenler ilk ret nedenlerinden farklı
ise de dilekçede açıklanan durumlar temyiz sebebi
olabilecek mahiyette bulunup davanın sürüncemede
kalması söz konusu olduğundan direnme bu sebeplerle
uygundur. O halde mahkemece esas hakkında karar
verildiğinden işin esasına ilişkin temyiz incelemesi
yapılmak üzere dosya Özel Daire'ye gönderilmelidir.
bDAVA :
Taraflar arasında görülen şuf'a davasının temyiz
aşaması sırasında davalı taraf, 12.7.1991 temyiz
günlü dilekçesiyle reddi hakim yoluna başvurmuştur.
Bu konuda verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi
davalı tarafından istenilmiş olmakla; süresinde
olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar
verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler
incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı tarafından mahkemece
davanın reddine dair oluşturulan 5.2.1991 gün ve
1989/13086 E.,1991/82 K. numaralı ilamının temyiz
dilekçesinde duruşma yargıcı Hasan'ı red etmiş
olup, red talebini inceleyen mercii hakimliği ileri
sürülen red sebeplerinin varit olmaması nedeniyle
istemi red etmiştir. Hakimin reddi konusu HUMY.nın 2.
faslında hükme bağlanmış; bu talebin hangi biçim ve
zamanda yapılacağı aynı Yasanın 34. maddesinde
açıklanmıştır. Davada, taraflardan birinin hakimin
reddini gerektiren bir sebebi davaya bakıldığı bir
sırada öğrendiği takdirde, usule ilişkin yeni bir
işlem yapılmadan önce derhal red isteminde bulunması
gerekir. Buradaki derhal sözcüğünden amaç,
Yargıtay'ın kararlılık kazanan İnançlarına göre
usule ilişkin yeni bir işlem yapılıncaya kadardır.
Somut olayda; davacı taraf, hakimin reddini içeren
dilekçesini nihai karardan sonra ve bu kararın temyizi
ile birlikte bildirmiştir. Davacının dilekçesinde
ileri sürdüğü red nedenleri karardan önceki
işlemlere karşı olup, bu istem yukarıda
açıklandığı gibi hükmün açıklanmasından sonra
yapılmıştır. Nihai karardan sonra verilen reddi hakim
dilekçesinin mercice süresinde verilmediğinden bahisle
reddine karar vermek gerekirken, işin esasının
incelenmek suretiyle red edilmesi sonuç itibariyle
doğrudur. Bu nedenle, davacının tüm temyiz
itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan
hükmün ( ONANMASINA ), onama harcının davacıdan
alınmasına, oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk dairesi tarafından
onanan mahkememize ait bir hüküm özetini aşağıya
ekliyorum:
HÜKÜM:Yukarıda anlatılan gerekçe
nedeni ile;
1-Davacı vekilinin Hakimin Reddi talebinin usul ve
yasaya uygun olmaması nedeni ile hem usul hem de esastan
REDDİNE,
2-Talep esastan ve usulden reddedildiği için HUMK 36/IV
maddesi gereğince TCK 24 ve aynı yasanın 4421 sayılı
yasa ile değişik Ek/4 maddesi göz önüne alınarak
Reddi Hakim Talebinde bulunan ..….…’nın takdiren 35,591,400
TL HAFİF PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Temyiz yolu açık olmak üzere evrak üzerinde karar
verildi.23.01.2002
 
|