HİZMET
TESPİTİ DAVALARINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR:
GÖREV:Müstakil
İş mahkemesinin bulunduğu yerlerde, iş
mahkemesi, yok ise "İş mahkemesi
sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi" . Mutlaka İş mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekir.
YETKİ:Davacının
Çalıştığını iddia ettiği işyerinin
bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
DAVACI:Çalıştığını
iddia eden kişi,
DAVALI:1- SSK
2-İşyeri sahibi ya da tüzel kişiliği ne
husumet yöneltilmelidir.
aBu tür davaların dayanağı 506
sayılı yasanın 79/8. maddesidir.
aBu tür hizmet tesbitine yönelik
davaların kamu düzenini ilgilendirmesi
nedeniyle ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve
özenle yürütülmesi gerekir; re'sen deliller
toplanmalı ve değerledirilmelidir.
aBu davalarda işverennin
davayı kabul etmesi tek başına hukuki bir
sonuç doğurmaz,
Dava
Açma Süresi:Çalıştıkları kurumca tespit
edilemeyen sigortalılar, hizmetin geçtiği
yılın sonundan başlayarak 5 yıl
içerisinde çalıştıklarının tespiti için
mahkemeye başvurabilirler. Bu süre hak
düşürücü süredir. Resen göz önüne
alınmalıdır. Ancak davacının işe giriş
bildirgesi var ise bu 5 yıllık hak
düşürücü süre aranmaz.
Hizmet
tespiti davalarında:
a-Öncelikle
davacının çalışmasına ilişkin belgelerin,
işveren, tarafından verilip verilmediği,
b-Ya
da çalıştıklarının kurumca tespit edilip
edilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu yasal koşul
oluşmuşsa:
c- İşyerinin o dönemde,
gerçekten var olup olmadığı,
d-
Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak
nitelikte bulunup bulunmadığı, belirlenmeli
e-
Çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu
özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
aÇalışma olgusu her türlü
delille ispatlanabilirse de
1-Çalışmasının
konusu,
2-Sürekli-
kesintili- mevsimlik mi olduğu,
3-Başlangıç
ve bitiş tarihleri
4-Alınan
ücret konularında tanıkların sözleri
değerlendirilmelidir. Ancak:
Tanık anlatımları
değerlendirilirken bunların
inandırıcılığı üzerinde durulmalı,
a-Verdikleri
bilgilere nasıl vakıf oldukları,
b-İşveren
ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun
yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında
yıllarca eksiksiz nasıl Taşınabileceği
düşünülmeli ve tanıklar buna göre isticvap
olunmalı,
c-İşyerin
kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar
kontrol edilmeli,
d-Mümkün
oldukça işyerinin müdür ve görevlileri,
işyerinde çalışan öteki kişiler ile o
işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri
bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık
beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve
çalışma olgusu böylece bir kuşku ve
duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir
biçimde belirlendikten sonra
e-Ücret
konusu üzerinde durulmalı,
ğTesbiti istenilen sürenin
evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıcı
sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu
nitelikte bir belge yoksa Hukuk Muhakemeleri
Usulü Kanunun m. 288 de yazılı sınırları
taşan ücret alma iddialarında yazılı delil
aranmalı bu sınırlar altında kalan ücret
alma iddialarında ücret miktarları
tanıklardan sorulmalı 506 sayılı Kanunun
madde 3 B ve D de olduğu gibi ücretin
sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda
ücret alma olgusunun var olup olmadığı
özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda
işverenin kabulünün tek başına hukuki bir
sonuç doğurmayacağı gözönünde
tutulmalıdır.
ğİşe Giriş Bildirgesi ve
Bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde
kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin
tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle
kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka
bir anlatımla yazılı belgelerin
varlığı halinde tanık sözlerine itibar
edilemez. Yargıtay'ın oturmuş ve
yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
ğDavacının tesbitini istediği
sürelerle ilgili olarak bildirge ve bordrolardan
davacının imzası olanlar saptanarak imzasını
içeren bordrolarda geçmiş sürelerin
dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin
reddine, imzası olmayan bordrolardaki süreler
yönünden de işverenin bordrolarda kayıtlı
tanıkların bilgilerine başvurmak ve sonucuna
göre karar vermekten ibarettir.
ğDavacı, davalıya ait işyerinde
hizmet aktine dayalı olarak sürekli
çalıştığının tesbitini isterse ve
Davacının çalışmaları aralıklı olup bu
şekli ile kuruma bildirilmişse bu durumda İşe
giriş bildirgesi ve bordrolar karine oluşturur.
Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle
kanıtlanması gerekir. Yazılı belgelerin
varlığı halinde tanık sözlerine itibar
edilemez.
ğBu durumda Yapılacak iş,
davacının tesbitini istediği sürelerle ilgili
olarak bildirge ve bordrolardan davacının
imzası olanlar saptanarak imzasını içeren
bordrolarda geçmiş sürelerin dışındaki
sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı
olmayan bordrolardaki süreler yönünden de
işverenin bordrolarda kayıtlı tanıklar
saptanarak, bu tanıkların bilgilerine
başvurmak ve sonucuna göre karar vermekten
ibarettir.
ğGemi adamlarının
"itibari hizmet süreleri"nin
tesbitinde, denizde geçirilen
sürelerden amaç; geminin denizde seyir veya
seferde olduğu süreler ile bunun uzantısı
geminin limanda bulunduğu sırada, fiilen gemide
görevli olarak geçirilen ve denizle
bağlantısının kopmadığı çalışmaları
kapsayan sürelerdir.
a Bu tür davalarda gösterilmesi
gereken özen gereğince
sağlıklı bir sonuca ulaşabilmesi için
öncelikle gerek SSK ve gerekse işveren yanında
bulunan ve davacının imzası ile fotoğrafını
içeren işe giriş bildirgesi ,ücret tediye
bordrosu gibi belgeler getirtilip imzanın ve
fotoğrafın davacıya ait olup-olmadığı
konusunda benzerlik incelemesi yapılmalı,
davacıyı yakından tanıması gereken işveren,
müdür,şef,ustabaşı,çalışma arkadaşları
dinlenmeli, yerine çalışıldığı iddia
edilen şahsın nüfus kaydı celbedilip
davacının nüfus kaydı ile
karşılaştırılmalı ve deliller hep birlikte
değerlendirilmelidir.
aÜcretin sigortalı
sayılmanın koşulu olan durumlarda , ücret
alma olgusunun var olup-olmadığı
saptanmalıdır.
|